IYI NIYETIN VARLIGI YA DA YOKLUGU
Niyete hukuki sonuç bağlandığı ticari sözleşmelerde esas olan iyi niyetin varlığıdır derler. Aşağıda BSkyB (Ingilterede faaliyette bulunan medya şirketi) ve EDS (Teksas’lı bir IT firması) nın Kasım 2000 yılında imzaladıkları IT sözleşmesinin yıllar sonra EDS’nin yüksek miktarda tazminat ödemesine neden olacak iyi niyet eksikliğinin yargıya yansıdığında sözleşmedeki sınırlı sorumluluk maddesinin nasıl geçersiz kılabildiğini bulacaksınız.
Niyete hukuki sonuç bağlandığı ticari sözleşmelerde esas olan iyi niyetin varlığıdır derler. Aşağıda BSkyB (Ingilterede faaliyette bulunan medya şirketi) ve EDS (Teksas’lı bir IT firması) nın Kasım 2000 yılında imzaladıkları IT sözleşmesinin yıllar sonra EDS’nin yüksek miktarda tazminat ödemesine neden olacak iyi niyet eksikliğinin yargıya yansıdığında sözleşmedeki sınırlı sorumluluk maddesinin nasıl geçersiz kılabildiğini bulacaksınız.
Sözleşmeler
içerdiği yaptırım gücü sayesinde bir “sopa”, sorumlulukların ve tazminatların
sınırlandırılması ile yapılabilecek hatalara karşı bir “sigorta” olarak
görülebilir. Müzakerelerde de yoğun tartışmaların yaşandığı konular arasında
sorumlulukların sınırlandırılması ve tarafların görevlerini yerine tam
getirmediğinde oluşabilecek zararların telafisi maddeleri gösterilebilir.
Biraz
daha yukarıdan bakıp, ticari organizasyonların varlığının nedeninin para
kazanmak, yatırılan paranın değerini almak olduğu görüşünden yola
çıkarsak, sözleşmelerin oluşturulması sırasındaki pazarlık görüşmelerine
harcanan zamanın dolayısı ile paranın yatırılmış ya da yatırılacak paranın
değerini korumaya, artırmaya yönelik bir çalışma olduğunu anlarız.
İş
dünyasında sözleşme görüşmelerini hukuki haklar ve sorumlulukların tartışılması
olarak düşünenler olsa da özünde sözleşme hukuki geçerliliği olan ticari bir
belgedir. Sözleşmenin başarısı; hukuk yolunu seçerek kazanması değil, hukuka
başvurmadan ticari çıktılarını zamanında almak, yani zamanında hasat ile
ölçülür. Kapsamı yanlış kurulmuş ama hukuki korumaları yerinde olan ticari bir
sözleşmenin kuruluşlara zarar yazdırması aşağıdaki örnekte de görüleceği üzere
gerçekleşebilir.
İngiltere’de
BSkyB vs EDS arasında Kasım 2000’de 48 milyon GBP’lik olarak imzalanmış IT
sözleşmesine göre ilk faz Temmuz 2001, ikinci faz ise Mart 2002 de
tamamlanacaktır. Kısa süre sonra EDS taahhüt ettiği sistemi
yetiştirememiş ve kontrat ihlaline sebep olmuştur. 2002’de BSkyB projeyi EDS
den geri aldığında projedeki gecikme 12 ayı geçmiştir. BSkyB EDS’i 700 milyon
GBP zararının tazmini için 2004 yılında dava etmiştir. BSkyB 265 Milyon GBP ye
mal olan yeni sistemini ancak Mart 2006 da kullanmaya başlayabilmiştir.
EDS’in
satış yöneticisi Gallawoy sözleşmeyi alabilmek (belki de yıl sonu jestiyonunu
garantileyebilmek) amacı ile EDS’in yapabileceklerini farklı göstermiş,
gerçekten hayli uzak zamanlama vermiştir. Galloway’in Internet ortamında
eğitimlerini farklı göstermesi, daha önce kendisinin aldığı online MBA
derecesini köpeği Lulu’ya da alması, projeye yeterli ve nitelikli kaynak
ayırmaması, kabul edilemez gecikmeler yaşatması, iyi niyetten uzak çalışma
biçimi, gereksinimleri karşılamak için yeterli çalışma başlatmaması, sürekli
kendi yararına olan işlerle uğraşmasının ispatlanması davanın sonucunu hayli
çarpıcı biçimde etkilemiştir. EDS sorumluluklarına maddi sınır getirmiş
olmasına karşın mahkeme vakanın sunumu ve deliller karşısında EDS’nin
yapılanlardan dolayı sınırlı sorumlu olamayacağına ve EDS’nin sözleşme ihlali
nedeni ile tazminat ödemesi gerektiğine kanaat getirmiştir.
Hakim
468 sayfalık yazısında; EDS’in satış temsilcisinin iyi niyetten uzak
tutumlarını, proje zamanlaması konusunda gerçekten uzak beyanatlarını ve
ihalede en yakın rakibi PwC’nin de durumunu değerlendirince BSkYB’nin tazminat
talebini haklı bulduğunu, fakat BSkyB’nin dolaylı zararı nedeni ile talep
ettiği tutarı ve EDS’nin maliyetlendirme zaafı, kaynak niteliği, teknoloji
yetersizliği, metodoloji eksikliği nedeniyle cezalandırılma isteğini kabul
etmediğini belirtmiştir.
BSkyB-EDS
sözleşmesi özünde hepimizin herhangi bir zamanda yaptığından farklı değil ama
dava konusu olan sözleşmede iki madde var ki;
1.
BSkyB nin EDS den talep edebileceği tazminat 30 milyon GBP ile
sınırlıdır
2.
Sözleşme başlığı altında sözleşme imza öncesi yapılan tüm
pazarlıklar ve iletişim notları geçersiz olup sadece sözleşmede yazanlar
sözleşmenin konusudur.
“sigorta” klozu
olarak okunabilecek bu sözleşme maddeleri bile EDS’yi daha sonra tazminata
mahkum edilmekten kurtaramamıştır.
Peki bu
durumda EDS nin tüm sözleşme için harcadığı zaman israf mıdır? EDS’in ticari ve
hukuki birimleri katma değerin ne olacağını göremedikleri için mi kuruluşu
zarara uğratmışlardır? İşlerin bu şekilde sonuçlanacağını bilse Galloway
şirketini gerçekten bu duruma sokmak ister miydi? BSkyB yönetimi de sonucun bu
olacağını bilseydi, kendisi yaptığında çok daha uzun sürmüş proje için bu kadar
az zamanda bitirilmesini ister miydi?
Vaka
aslında karmaşık ve büyük sözleşmelerde sıklıkla rastlanılan sözleşme
ihlallerinde yaşanan durumları içermektedir. Sorumlulukların
sınırlandırılmasını bir “sigorta” gibi görüp buna güvenerek, sınırlı sorumluluk
çatısı altında projeye başlanması sonuçta tedarikçiyi koruyamamıştır.
Sözleşmelerde
risk sadece bir alanda değil bir çok alanda oluşabilir ki bu bağlamdan olmak
üzere her projede hukuki, mali, teknik ve operasyonel tüm risklere dikkat
edilmelidir. Eğer taraflar niyetlerini daha açık ve kesin bir ifade ile
belirtir, oluşabilecek riskleri ve bunların getireceği sorunları sözleşme
öncesi dile getirmiş ve paylaşmış olsalar işler çok daha rahat
yürüyecektir. Şahsen saha destek ile başlayan sonrasında test, üretim, ArGe,
eğitim, yazılım, donanım, mali ve idari işler, sözleşmeler, proje yönetimi,
pazarlama ve satış vs olarak görünen patikalarda yürüdüm. Tüm bu seyahat
süresince kaldığım her hanın ayrı katkısı oldu ve sözleşmelerdeki
riskleri daha rahat görür olduysam da herhangi bir sözleşmenin risklerinin
tümünü eksiksiz görebileceğimi iddia edemem. İşte bu yüzden ticari sözleşmeleri
yapanların; satış, proje yönetimi, hukuk, finans, üretim ve saha birimlerinin
temsilcileri ile beraber ortak çalışma yapmaları gerekir, aksi durumda her
taraf için hüsran olabilmektedir.
Eğer
sözleşmenin çıktısı başarılı bir ticari iş olarak bekleniyorsa, her paydaşın
beklentisini açıkça ifade etmesi ve bunu yazılı hale getirmesi gerekir.
Sözleşmelerin Suç ve Ceza gibi sayfalar doldurması değil kısa ve öz olarak
oluşturulması, bulanık, kesin olmayan birbirleri ile çelişen maddelere yer
vermemesi gerekir. Özellikle tedarikçinin sözleşme uyarınca neyi, nerede, nasıl
vereceğinin, işler yolunda gitmeyince sorumlulukların ne olacağının tüm
taraflarca anlaşılmış olması gerekir. Sözleşmede taraflardan imkansızın
istenmediğinden, istenenlerin makul ve zamanında yapılabilir olduğundan emin
olunmalıdır.
Öte
yandan idealist olmak ile gerçekçi olmak arasında fark vardır. Ticari dünya
gerçek dünyadır, sınırsız hiçbir kaynak yoktur, değişmeyen değişimin adıdır.
Uzun süreli projelerde ticari dünyadaki hızlı değişim projeye de yansıyacaktır
bu durumda değişiklik yönetimi önem kazanır. Tedarikçi ve müşterinin proje
yöneticilerinin projenin akıbeti için hangisi daha iyi olacaksa analizlerinden
sonra o yolda yürümelidirler.
Yukarıda
da belirtildiği gibi sözleşme bir nevi sigorta poliçesi olarak kabul edilse de
kimi durumlarda geçersiz bir kağıt parçasına da dönebilmektedir. Evinizin
sigortalı olması evde sizin ihmaliniz yüzünden yangın çıktığında zararın sigorta
şirketi tarafından tazmin edileceği anlamına gelmeyeceği gibi tedarikçinin veya
müşterinin içinde bulunduğu durumdan yararlanarak kendisinden makul olmayanı
isteyerek bunun üzerine kurulan sözleşmeler ciddi riskleri beraberinde getirir.
Sorumluluğun sınırlandırılmış olması teknik, operasyonel ve mali riskler için
dava kapısının yukarıdaki örnekte olduğu gibi hala açık olduğunun da
göstergesidir. Sigortanız ne kadar iyi olursa olsun riskin oluşmaması en iyisi
değil midir? Evinizin yanması karşılığında evin tüm bedelini almayı mı
istersiniz yoksa evinizin hiç yanmamış olmasını mı? Bu yüzden alevde bir şey
bırakmamaya, ütüyü prizde unutmamaya özen gösteririz değil mi?
Sözleşmelerin
kuruluşa değer katması ancak gerçekleri yansıttığı sürece mümkündür. Projelerin
zaman içinde ilerleyişini, getirdiği katma değerleri doğru ölçemeyip
raporlayamıyorsak gerçek dünyadan hayli uzağız demektir.
Riskleri
yeterince tartışılmış, getirisi yüksek, zaman, bütçe ve kapsamında sorunu
olmayacak nice sözleşmeler oluşturmanız dileği ile.
No comments:
Post a Comment